Hande Doğandemir’in bilinmeyen yönleri

Magazin, surmanset Ağustos 4, 2014

Ekranlara veda eden ‘Güneşi Beklerken’ dizisinin Zeynep’i Hande Doğandemir İstanbul Life dergisi için objektif karşısına geçti. Ankara’da büyüyen oyuncu, İstanbul’a ve oyunculuğa olan aşkını anlattı.

İlk önce Ankara’da eğitim görmüş birisi olarak, Ankara-İstanbul karşılaştırması yapsanız bize, ne söylersiniz? Ankara, İstanbul’a göre daha mesafeli bir şehir. İstanbul’da hayata ve insanlara daha kolay karışıyorsun; ilişki kurmak daha kolay. Ankara biraz daha snob durur ama bu durumunu ve soğukluğunu seviyorum. Ankara’da kendinle baş başa kalabiliyorsun.

Ankara’da olup da İstanbul’da olmayan ne var? Ankara’yı sevmek zordur ancak orada doğup büyüyen ve gençliğini orada geçiren biri Ankara’yı sevebilir. En güzel zamanlarımı Ankara’da geçirdim; yapacak şey, gidilecek yer kısıtlıdır orada ama harika dostlar kazandırır insana.

Karşımızda parlak ve yükselişte bir oyuncu var, geri plana bakınca sıkı bir eğitim görüyoruz. Bu eğitim süreci yaptığınız işte ne kadar işe yarıyor? Her ne konuda olursa olsun donanımlı olmak insana hayatı boyunca hep kazandırır diye düşünüyorum. İnsanın kendini geliştirmesi, öğrenmesi hiç bitmeyen bir süreç, bu da tabii ki her ne yapıyorsak bizi başarıya taşır.

Oyunculuk nasıl bir hal sizin için, kendi pencerenizden yaptığınız işi anlatır mısınız? Bitmeyen bir öğrenme ve keşfetme süreci. Yaptığım her işte, oynadığım her rolde çalıştığım her ekipte kendimi biraz daha keşfettim.

Günümüzde güzellik performans sanatları için olmazsa olmaz şeylerden birisi, sizin için durum nedir? Televizyonda bir iş yapıyorsanız insanlar güzel kadınlar, güzel adamlar görmek istiyor ama bence sergilediğiniz performans ve inandırıcılığınız her türlü kusurunuzu örtebilir. Seyirci bu konuda çok bilinçli. Bu noktada şekilciliğin ve oyunculuğu güzellikle sınayanların başka amaçlar güttüklerini düşünüyorum.

Daha önce kamera arkasında da bulunmuşsunuz, ilerleyen zamanlarda kamera arkası için hedefleriniz var mı? Kamera arkasındaki deneyimim için hep ‘İyi ki’ diyorum. Bana çok şey kattı. Bir şeyler üretmek ve sonra onu karşında görmek beni çok tatmin eden bir duygu. Yönetmenlik gibi iddialı hayallerim yok. Ara sıra aklıma gelen güzel hikayeler var, sevdiğim bir yönetmenin bir gün onlardan birini çekmesini isterim.

Önümüzdeki dönem planlarınız neler? Nasıl bir kariyer hedefiniz var? ‘Güneşi Beklerken’in çekimleri bitti, ben de dinlenmek için kendime zaman ayırıyorum. Bu süreçte de yeni projeleri değerlendiriyorum. Güzel ve kaliteli bir işten çıktım, o yüzden ince eleyip sık dokuyorum. Açıkçası kolay bir karar olmayacak benim için.

SEViLMEK MÜTHiŞ…

Özel­lik­le genç ku­şak­tan ina­nıl­maz bir fan kit­le­niz var, bu du­ru­mu na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz? Bu ka­dar se­vil­mek ve des­tek­len­mek hep da­ha iyi­si­ni yap­mak için müt­hiş bir mo­ti­vas­yon. Da­ha bü­yük bir so­rum­lu­lu­ğum var ar­tık.

Ay­rı­ca bir sos­yal med­ya yıl­dı­zı­sı­nız, gün­lük pay­la­şım tra­fi­ği­niz­den bah­se­der mi­si­niz? Sos­yal med­ya he­sap­la­rım var. Çok ak­tif ola­rak özel ha­ya­tım­la il­gi­li pay­la­şım yap­ma­ma­ya özen gös­te­ri­yo­rum. Sev­di­ğim bir fil­mi, şar­kı­yı, des­tek­le­di­ğim bir du­ru­mu ya da çek­ti­ğim bir fo­toğ­ra­fı pay­laş­ma­yı ter­cih edi­yo­rum.

Çok bü­yük bir kit­le her ha­re­ke­ti­ni­zi ta­kip edi­yor, bu du­rum za­man za­man kor­ku­tu­cu ola­bi­li­yor mu? Be­ni çok kor­kut­mu­yor, çün­kü ön­ce­den na­sıl bir ha­ya­tım var­sa öy­le ya­şa­ma­ya de­vam edi­yo­rum. Ne sa­kı­na­cak bir şe­yim var, ne de göz önün­de ol­du­ğum için ken­di­mi kı­sıt­la­mam ge­re­ken bir du­rum. O ne­den­le bu du­rum­dan ra­hat­sız ol­mak ya da o me­sa­fe­yi ko­ru­ma­nın ta­ma­men ter­cih­le­re bağ­lı ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum.

DOĞANDEMiR’iN iSTANBUL’U

Bu şeh­ri hiç ta­nı­ma­yan bi­ri­ne an­lat­mak is­te­se­niz han­gi ke­li­me­le­ri se­çer­di­niz? Ma­ce­ra,he­ye­can ve kar­ma­şa.

Top­lu ula­şım ara­cı kul­la­nı­yor mu­su­nuz, en son han­gi­si­ni kul­lan­dı­nız? Met­ro ve­ya va­pur kul­la­nı­yo­rum tra­fi­ğin yo­ğun ol­du­ğu sa­at­ler­de. Bu, en pra­tik çö­züm. En son de­niz yo­lu­nu kul­lan­dım.

En sev­di­ği­niz semt? Be­yoğ­lu­’nun di­na­mik ha­li­ni, Sa­rı­yer ta­raf­la­rı­nın da din­gin­li­ği­ni seviyorum.

En sev­di­ği­niz ta­ri­hi sim­ge? En çok ta­ri­hi bi­na­la­rı ve hi­ka­ye­le­ri­ni se­vi­yo­rum.

Kı­ya­fet alış­ve­ri­şi­ni ne­re­ler­den ya­par­sı­nız? Her yer ola­bi­lir. En çok ikin­ci el dük­kan­la­ra ba­yı­lı­yo­rum. Ta­kı­la­rı­mı da ge­nel­de ikin­ci el alı­yo­rum.

Eğ­len­mek için han­gi me­kan­la­ra gi­der­si­niz? Gü­rül­tü­lü ve ka­la­ba­lık yer­le­ri sev­mi­yo­rum. Dı­şa­rı­dan zi­ya­de ev­de ar­ka­daş­la­rım­la top­lan­ma­yı ter­cih edi­yo­rum. Dı­şa­rı çı­ka­cak­sam da gü­zel bir ye­mek ve soh­bet en iyi­si be­nim için.

Pa­zar kah­val­tı­sı için en sev­di­ği­niz yer? De­niz ha­va­sı ala­ca­ğım bir pa­zar kah­val­tı­sı gü­zel olur.

Şeh­rin ka­la­ba­lı­ğın­dan bu­nal­dı­ğı­nız­da, ka­fa­nı­zı din­le­ye­ce­ği­niz yer? Şe­hir mer­ke­zin­den uzakta, do­ğay­la iç içe olan me­kan­la­rı ter­cih edi­yo­rum.

So­kak­ta ne ye­meyi seversiniz? No­hut pi­lav.

İs­tan­bul ol­ma­sa ne­re­de ya­şa­mak is­ter­di­niz? Av­ru­pa ma­ce­ra­sı fe­na ol­maz­dı.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.